Diyanet İşleri Başkanlığı
Biz onu yeryüzünde kudret sahibi kıldık ve kendisine her konuda (amacına ulaşabileceği) bir yol verdik.
Diyanet İşleri Başkanlığı
O da (Batı'ya gitmek istedi ve) bir yol tuttu.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Güneşin battığı yere varınca, onu siyah balçıklı bir su gözesinde batar (gibi) buldu. Orada (kâfir) bir kavim gördü. "Ey Zülkarneyn! Ya (onları) cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın" dedik.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Zülkarneyn, "Her kim zulmederse, biz onu cezalandıracağız. Sonra o Rabbine döndürülür. O da kendisini görülmedik bir azaba uğratır" dedi.
Diyanet İşleri Başkanlığı
"Her kim de iman eder ve salih amel işlerse ona mükafat olarak daha güzeli var. (Üstelik) ona emrimizden kolay olanı söyleyeceğiz."
Diyanet İşleri Başkanlığı
Sonra yine (doğuya doğru) bir yol tuttu.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Güneşin doğduğu yere ulaşınca onu, kendileriyle güneş arasına örtü koymadığımız bir halk üzerine doğar buldu.
Diyanet İşleri Başkanlığı
İşte böyle. Şüphesiz biz onun yanındakileri ilmimizle kuşatmışızdır.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Sonra yine bir yol tuttu.
Diyanet İşleri Başkanlığı
İki dağ arasına ulaşınca, bunların önünde, neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Dediler ki: "Ey Zülkarneyn! Ye'cüc ve Me'cüc (adlı kavimler) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktadırlar. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman karşılığında sana bir vergi verelim mi?"
Diyanet İşleri Başkanlığı
Zülkarneyn, "Rabbimin bana verdiği (imkan ve kudret, sizin vereceğiniz vergiden) daha hayırlıdır. Şimdi siz bana gücünüzle yardım edin de, sizinle onların arasına sağlam bir engel yapayım" dedi.
Diyanet İşleri Başkanlığı
"Bana (yeterince) demir madeni getirin" dedi. İki yamacın arasındaki boşluğu (dağlarla) bir hizaya getirince "körükleyin!" dedi. Demiri eritip kor (gibi) yapınca da, "Bana erimiş bakır getirin, bunun üzerine boşaltayım" dedi.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Artık onu ne aşabildiler, ne de delebildiler.