Diyanet İşleri Başkanlığı
Güneşe ve onun aydınlığına andolsun,
Diyanet İşleri Başkanlığı
Onu izlediğinde Ay'a andolsun,
Diyanet İşleri Başkanlığı
Onu ortaya çıkardığında gündüze andolsun,
Diyanet İşleri Başkanlığı
Onu bürüdüğünde geceye andolsun,
Diyanet İşleri Başkanlığı
Göğe ve onu bina edene andolsun,
Diyanet İşleri Başkanlığı
Yere ve onu yayıp döşeyene andolsun,
Diyanet İşleri Başkanlığı
Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Biz ona iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi; iki apaçık yolu (hayır ve şer yollarını) göstermedik mi?
Diyanet İşleri Başkanlığı
Fakat o, sarp yokuşa atılmadı.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Sarp yokuşun ne olduğunu sen ne bileceksin?
Diyanet İşleri Başkanlığı
O tutsak bir boynu çözmek(köle azat etmek) tir.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.
Diyanet İşleri Başkanlığı
(Ortalığı) bürüdüğü zaman geceye andolsun,
Diyanet İşleri Başkanlığı
Açılıp aydınlandığı zaman gündüze andolsun,
Diyanet İşleri Başkanlığı
Erkeği ve dişiyi yaratana andolsun ki,
Diyanet İşleri Başkanlığı
Şüphesiz sizin çabalarınız elbette çeşit çeşittir.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Onun için kim (elinde bulunandan) verir, Allah'a karşı gelmekten sakınır ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) tasdik ederse, biz onu en kolay olana kolayca iletiriz.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Fakat, kim cimrilik eder, kendini Allah'a muhtaç görmez ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) yalanlarsa biz de onu en zor olana kolayca iletiriz.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Cehenneme yuvarlandığı zaman, malı ona fayda vermez.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Şüphesiz bize düşen sadece doğru yolu göstermektir.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Şüphesiz ahiret de dünya da bizimdir.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Sizi alevler saçan ateşe karşı uyardım.