Diyanet İşleri Başkanlığı
Yollara (yıldızların dolaştığı yörüngelere) sahip göğe andolsun ki, muhakkak siz, (peygamber hakkında) çelişkili sözler söylüyorsunuz.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Ondan (Peygamber'den) çevrilen çevrilir.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Cehalet içinde gaflete dalmış olan (ve "Muhammed şairdir, delidir" diyen) yalancılar kahrolsun!
Diyanet İşleri Başkanlığı
"Ceza günü ne zaman?" diye sorarlar.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Ateş üzerinde azaba uğratılacakları gün (görevli melekler onlara şöyle der): "Azabınızı tadın! İşte acele isteyip durduğunuz şey budur."
Diyanet İşleri Başkanlığı
Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiği şeyleri alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunurlar. Şüphesiz onlar bundan önce iyilik yapan kimselerdi.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Geceleri pek az uyurlardı.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Seherlerde bağışlama dilerlerdi.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok alametler vardır. Hâlâ görmüyor musunuz?
Diyanet İşleri Başkanlığı
Gökte rızkınız ve size vaad olunan şeyler vardır.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki o (size vadolunanlar), sizin konuşmanız gibi gerçektir.
Diyanet İşleri Başkanlığı
(Ey Muhammed!) İbrahim'in ağırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi?
Diyanet İşleri Başkanlığı
Hani onlar, İbrahim'in yanına varmışlar ve "Selâm olsun sana!" demişlerdi. O da "Size de selâm olsun." demiş, "Bunlar tanınmamış (yabancı) kimseler" (diye düşünmüştü).
Diyanet İşleri Başkanlığı
Hissettirmeden ailesinin yanına gidip, (pişirilmiş) semiz bir buzağı getirdi.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Onu önlerine koydu. "Yemez misiniz?" dedi.
Diyanet İşleri Başkanlığı
(Yemediklerini görünce) onlardan İbrahim'in içine bir korku düştü. Onlar, "korkma" dediler ve onu bilgin bir oğul ile müjdelediler.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Bunun üzerine karısı bir çığlık kopararak yönelip elini yüzüne vurdu. "Ben kısır bir kocakarıyım (nasıl çocuğum olabilir?)" dedi.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Onlar dediler ki: "Rabbin böyle buyurdu. Şüphesiz O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir."