Diyanet İşleri Başkanlığı
Hayır! Siz dünyayı seviyorsunuz ve ahireti bırakıyorsunuz.
Diyanet İşleri Başkanlığı
O gün bir takım yüzler aydındır.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Rablerine bakarlar.
Diyanet İşleri Başkanlığı
O gün bir takım yüzler de asıktır.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Bel kemiklerini kıran bir felakete uğratılacaklarını anlarlar.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Hayır, can boğaza dayandığı, "Kimdir (bunu) iyi edecek?" dendiği, (ölmek üzere olanın da) bunun ayrılış olduğunu bildiği, bacakların birbirine dolandığı zaman, işte o gün sevkediliş Rabbinedir.
Diyanet İşleri Başkanlığı
O, (Peygamberi) doğrulamamış, namaz da kılmamıştı.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Fakat yalanlamış ve yüz çevirmişti.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Sonra da kasıla kasıla ailesine gitmişti.
Diyanet İşleri Başkanlığı
"Bu azap sana layıktır, layık! Evet, layıktır sana, layık!" denecektir.
Diyanet İşleri Başkanlığı
İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder.
Diyanet İşleri Başkanlığı
O dökülen meniden ibaret az bir su değil miydi?
Diyanet İşleri Başkanlığı
Sonra bu, bir "alaka" oldu. Derken Allah onu yaratıp güzelce şekillendirdi.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Nihayet ondan da erkek ve dişi iki eşi var etti.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Şimdi, bunları yapan Allah'ın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?
Diyanet İşleri Başkanlığı
İnsan (henüz) anılır bir şey değilken (yaratılmamışken) üzerinden uzunca bir zaman geçti.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Şüphesiz biz insanı, karışım halindeki az bir sudan (meniden) yarattık ve onu imtihan edeceğiz. Bu sebeple onu işitir ve görür kıldık.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Şüphesiz biz onu (ömür boyu yürüyeceği) yola koyduk. O bu yolu ya şükrederek ya da nankörlük ederek kateder.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Şüphesiz biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık.
Diyanet İşleri Başkanlığı
İyiler ise, katkısı kâfur olan içecekler dolu bir kadehten içerler.