11. Bab
11. BAB
﴿1﴾ يَا عُدَّتِى عِنْدَ شِدَّتِى ﴿2﴾ يَا رَجَٓائِى عِنْدَ مُصِيبَتِى ﴿3﴾ يَا مُونِسِى عِنْدَ وَحْشَتِى ﴿4﴾ يَا صَاحِبِى عِنْدَ غُرْبَتِى ﴿5﴾ يَا وَلِيِّى عِنْدَ نِعْمَتِى ﴿6﴾ يَا كَاشِفِى عِنْدَ كُرْبَتِى ﴿7﴾ يَا غِيَاثِى عِنْدَ افْتِقَار۪ى ﴿8﴾ يَا مَلْجَائِى عِنْدَ اضْطِرَار۪ى ﴿9﴾ يَا مُعِينِى عِنْدَ فَزَعِى ﴿10﴾ يَا دَلِيلِى عِنْدَ حَيْرَتِى
سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّا ٓ اَنْتَ الْاَمَانَ الْاَمَانَ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ ﴿١١﴾
Cevşen-ül Kebir’in 11. Bab’ı, kulun en zayıf ve muhtaç anlarında Allah’a olan şahsi yakınlığını dile getirir. Gurbet, yalnızlık, korku ve hayret anlarında Allah’ın bir dost (Sahib), bir yoldaş (Munis) ve bir rehber (Delil) olduğu vurgulanır. Bu bölüm, ilahi şefkatin kulun bireysel dünyasındaki en samimi tecellisidir.
1

Ey sıkıntım ânında hazırlığım

2

Ey musîbetim ânında ümidim

3

Ey yalnızlığım ânında arkadaşım

4

Ey gurbetliğimde dostum

5

Ey nîmetlendiğim anda sahibim

6

Ey kederim ânında ferahlatıcım

7

Ey ihtiyacım ânında yardımıma koşan

8

Ey zor durumumda sığınağım

9

Ey korkum ânında yardımcım

10

Ey hayretim ânında yol göstericim

Bütün kusurlardan münezzehsin, Senden başka ilâh yok. Emân ver bize. Bizi Cehennemden kurtar
12. BAB
﴿1﴾ يَا عَلَّا مَ الْغُيُوبِ ﴿2﴾ يَا غَفَّارَ الذُّنُوبِ ﴿3﴾ يَا سَتَّارَ الْعُيُوبِ ﴿4﴾ يَا كَشَّافَ الْكُرُوبِ ﴿5﴾ يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ ﴿6﴾ يَا مُزَيِّنَ الْقُلُوبِ ﴿7﴾ يَا مُنَوِّرَ الْقُلُوبِ ﴿8﴾ يَا طَبِيبَ الْقُلُوبِ ﴿9﴾ يَا حَبِيبَ الْقُلُوبِ ﴿10﴾ يَٓا اَنِيسَ الْقُلُوبِ
سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّا ٓ اَنْتَ الْاَمَانَ الْاَمَانَ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ ﴿١٢﴾
Cevşen-ül Kebir’in 12. Bab’ı, Allah’ın gayb üzerindeki mutlak ilmi ve kalpler üzerindeki sınırsız tasarrufunu konu alır. İlk bölümde günahları bağışlayan ve ayıpları örten vasıfları zikredilirken; ikinci bölümde kalpleri halden hale çeviren, süsleyen, nurlandıran ve tedavi eden "Kalplerin Sahibi" vurgulanır. Bu bab, manevi hastalıkların şifasının ancak O’nun elinde olduğunu müjdeler.
1

Ey gaybları bilen

2

Ey günahları bağışlayan

3

Ey ayıpları örten

4

Ey sıkıntıları kaldıran

5

Ey kalpleri değiştiren

6

Ey kalpleri süsleyen

7

Ey kalpleri nurlandıran

8

Ey kalplerin tabibi

9

Ey kalplerin sevgilisi

10

Ey kalplerin dostu

Bütün kusurlardan münezzehsin, Senden başka ilâh yok. Emân ver bize. Bizi Cehennemden kurtar
13. BAB
وَ اَسْئَلُكَ بِاَسْمَٓائِكَ
﴿1﴾ يَا جَلِيلُ ﴿2﴾ يَا جَمِيلُ ﴿3﴾ يَا وَكِيلُ ﴿4﴾ يَا كَفِيلُ ﴿5﴾ يَا دَلِيلُ ﴿6﴾ يَا مُقِيلُ ﴿7﴾ يَا خَبِيرُ ﴿8﴾ يَا لَطِيفُ ﴿9﴾ يَا عَزِيزُ ﴿10﴾ يَا مَلِيكُ
سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّا ٓ اَنْتَ الْاَمَانَ الْاَمَانَ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ ﴿١٣﴾
Cevşen-ül Kebir’in 13. Bab’ı, Allah’ın hem celal (azamet) hem de cemal (lütuf) sıfatlarını bir arada sunar. Kulun işlerini üzerine alan (Vekîl/Kefîl), hataları bağışlayan (Mukîl) ve sonsuz bir letafetle muamele eden (Latîf) isimleriyle Allah’ın mutlak hâkimiyeti anlatılır. Bu bölüm, O’nun hem yüceliğine sığınmayı hem de nezaketine güvenmeyi telkin eder.
Allah'ım! Senden şu isimlerinin hakkı için istiyor ve yalvarıyorum:
1

Ey yücelik ve ululuk sahibi Celîl

2

Ey gerçek güzellik sahibi Cemîl

3

Ey kendine güvenen kullarının işini en iyi yoluna koyan Vekîl

4

Ey kullarının tâkatini aşan işlerini üzerine alan Kefîl

5

Ey kullarına yol gösteren Delîl

6

Ey kullarının hatâ ve yanlışlarını bağışlayan Mukîl

7

Ey her şeyden haberdar olan Habîr

8

Ey lütuf ve keremi bol olan Latîf

9

Ey sonsuz izzet sahibi Azîz

10

Ey bütün mevcudâtın gerçek sahibi ve hükümdarı olan Melik

Bütün kusurlardan münezzehsin, Senden başka ilâh yok. Emân ver bize. Bizi Cehennemden kurtar
14. BAB
﴿1﴾ يَا دَلِيلَ الْمُتَحَيِّرِينَ ﴿2﴾ يَا غِيَاثَ الْمُسْتَغِيثِينَ ﴿3﴾ يَا صَرِيخَ الْمُسْتَصْرِخِينَ ﴿4﴾ يَا جَارَ الْمُسْتَجِيرِينَ ﴿5﴾ يَا مَلْجَأَ الْعَاصِينَ ﴿6﴾ يَا غَافِرَ الْمُذْنِبِينَ ﴿7﴾ يَٓا اَمَانَ الْخَٓائِفِينَ ﴿8﴾ يَا رَاحِمَ الْمَسَاكِينَ ﴿9﴾ يَٓا اَنِيسَ الْمُسْتَوْحِشِينَ ﴿10﴾ يَا مُجِيبَ دَعْوَةِ الْمُضْطَرِّينَ
سُبْحَانَكَ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا ٓ اَنْتَ الْاَمَانَ الْاَمَانَ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ ﴿١٤﴾
Cevşen-ül Kebir’in 14. Bab’ı, Allah’ın çaresizlerin ve darda kalanların tek melcesi (sığınağı) olduğunu ilan eder. Şaşkınlara yol gösteren, imdat isteyenlere koşan ve korkanları güvene erdiren vasıflarıyla Allah’ın rahmetinin kuşatıcılığı vurgulanır. Bu bölüm, kulun en çaresiz anında sığınacağı kapının mutlak merhamet kapısı olduğunu hatırlatır.
1

Ey şaşkınların yol göstericisi

2

Ey yardım isteyenlerin yardımcısı

3

Ey medet isteyenlerin imdat edicisi

4

Ey korunmak isteyenlerin koruyucusu

5

Ey âsilerin sığınağı

6

Ey günahkârların bağışlayıcısı

7

Ey korkanlara emniyet veren

8

Ey miskinlere merhamet eden

9

Ey yalnızlık duyanların dostu

10

Ey darda kalanların duâlarına cevap veren

Bütün kusurlardan münezzehsin, Senden başka ilâh yok. Emân ver bize. Bizi Cehennemden kurtar
15. BAB
﴿1﴾ يَا ذَا الْجُودِ وَ اْلاِحْسَانِ ﴿2﴾ يَا ذَا الْفَضْلِ وَ اْلاِمْتِنَانِ ﴿3﴾ يَا ذَا الْاَمْنِ وَ الْاَمَانِ ﴿4﴾ يَا ذَا الْقُدْسِ وَ السُّبْحَانِ ﴿5﴾ يَا ذَا الْحِكْمَةِ وَ الْبَيَانِ ﴿6﴾ يَا ذَا الرَّحْمَةِ وَ الرِّضْوَانِ ﴿7﴾ يَا ذَا الْحُجَّةِ وَ الْبُرْهَانِ ﴿8﴾ يَا ذَا الْعَظَمَةِ وَ السُّلْطَانِ ﴿9﴾ يَا ذَا الْعَفْوِ وَ الْغُفْرَانِ ﴿10﴾ يَا ذَا الرَّأْفَةِ وَ الْمُسْتَعَانِ
سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّا ٓ اَنْتَ الْاَمَانَ الْاَمَانَ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ ﴿١٥﴾
Cevşen-ül Kebir’in 15. Bab’ı, Allah’ın "Sahiplik" (Zü’l...) sıfatı üzerinden O’nun mutlak zenginliğini ve ikramını sergiler. Cömertlikten hikmete, emniyetten saltanata kadar her türlü kemalâtın kaynağının O olduğu vurgulanır. Bu bab, kulun tüm ihtiyaçlarını ancak bu sonsuz hazine sahibinden isteyebileceğini ders verir.
1

Ey cömertlik ve ihsan sahibi

2

Ey fazıl ve iyilik sahibi

3

Ey emniyet ve emân sahibi

4

Ey kudsiyet ve kemalât sahibi

5

Ey hikmet ve beyan sahibi

6

Ey rahmet ve rıdvan sahibi

7

Ey kesin delil ve bürhan sahibi

8

Ey azamet ve saltanat sahibi

9

Ey af ve mağfiret sahibi

10

Ey kendisinden yardım istenen şefkat sahibi

Bütün kusurlardan münezzehsin, Senden başka ilâh yok. Emân ver bize. Bizi Cehennemden kurtar
16. BAB
﴿1﴾ يَا مَنْ هُوَ رَبُّ كُلِّ شَىْءٍ ﴿2﴾ يَا مَنْ هُوَ اِلٰهُ كُلِّ شَىْءٍ ﴿3﴾ يَا مَنْ هُوَ خَالِقُ كُلِّ شَىْءٍ ﴿4﴾ يَا مَنْ هُوَ فَوْقَ كُلِّ شَىْءٍ ﴿5﴾ يَا مَنْ هُوَ قَبْلَ كُلِّ شَىْءٍ ﴿6﴾ يَا مَنْ هُوَ بَعْدَ كُلِّ شَىْءٍ ﴿7﴾ يَا مَنْ هُوَ عَالِمُ كُلِّ شَىْءٍ ﴿8﴾ يَا مَنْ هُوَ قَادِرُ كُلِّ شَىْءٍ ﴿9﴾ يَا مَنْ هُوَ صَانِعُ كُلِّ شَىْءٍ ﴿10﴾ يَا مَنْ هُوَ يَبْقٰى وَ يَفْنٰى كُلُّ شَىْءٍ
سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّا ٓ اَنْتَ الْاَمَانَ الْاَمَانَ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ ﴿١٦﴾
Cevşen-ül Kebir’in 16. Bab’ı, Allah’ın her şey üzerindeki mutlak tasarrufunu ve önceliğini ilan eder. O, her şeyin Rabbi, ilahı ve yaratıcısı olduğu gibi; zaman ve mekanın da fevkindedir. Her şey yokluğa mahkumken O’nun varlığının baki olduğu (Bâkî) gerçeği bu babın merkezindedir.
1

Ey her şeyin Rabbi

2

Ey her şeyin ilâhı

3

Ey her şeyin yaratıcısı

4

Ey her şeyin üzerinde olan

5

Ey her şeyden önce olan

6

Ey fani olan her şey ve biten her zamandan sonra vücudu daim ve baki kalan

7

Ey her şeyi bilen

8

Ey her şeye gücü yeten

9

Ey her şeyin Sâni’i

10

Ey her şey fenâ bulup, Kendisi bâki kalan

Bütün kusurlardan münezzehsin, Senden başka ilâh yok. Emân ver bize. Bizi Cehennemden kurtar
17. BAB
وَ اَسْئَلُكَ بِاَسْمَٓائِكَ
﴿1﴾ يَا مُؤْمِنُ ﴿2﴾ يَا مُهَيْمِنُ ﴿3﴾ يَا مُكَوِّنُ ﴿4﴾ يَا مُلَقِّنُ ﴿5﴾ يَا مُبَيِّنُ ﴿6﴾ يَا مُهَوِّنُ ﴿7﴾ يَا مُزَيِّنُ ﴿8﴾ يَا مُعَظِّمُ ﴿9﴾ يَا مُعَوِّنُ ﴿10﴾ يَا مُلَوِّنُ
سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّا ٓ اَنْتَ الْاَمَانَ الْاَمَانَ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ ﴿١٧﴾
Cevşen-ül Kebir’in 17. Bab’ı, Allah’ın kâinatı yaratma, düzenleme ve süsleme sanatına odaklanır. Varlıklara görevlerini ilham eden (Mülakkin), zorlukları kolaylaştıran (Mühevvin) ve her şeyi renklerle bezeyen (Mülevvin) isimleriyle ilahi sanatın detayları sergilenir. Bu bab, her an yeniden yaratılan ve güzelleştirilen bir âlemin sahibine şükrü ifade eder.
Allah'ım! Senden şu isimlerinin hakkı için istiyor ve yalvarıyorum:
1

Ey kalplerde îman nûrunu yakan ve kullarına huzur ve güven veren Mü'min

2

Ey bütün varlıkları ilim ve kontrolü altında tutan Müheymin

3

Ey bütün mahlûkatı yoktan meydana getiren Mükevvin

4

Ey bütün yaratıklarına dünyadaki vazifelerini öğretip telkin eden Mülakkin

5

Ey kulları için açıklanması gereken her şeyi beyan eden Mübeyyin

6

Ey musîbetleri hafifleten ve zorlukları kolaylaştıran Mühevvin

7

Ey her şeyi münasip şekilde süsleyen Müzeyyin

8

Ey dilediğini yücelten ve kullarına büyüklüğünü gösteren Muazzım

9

Ey muhtaçların yardımına koşan Muavvin

10

Ey her şeyi çeşit çeşit renklerle bezeyen Mülevvin

Bütün kusurlardan münezzehsin, Senden başka ilâh yok. Emân ver bize. Bizi Cehennemden kurtar
18. BAB
﴿1﴾ يَا مَنْ هُوَ فِى مُلْكِهِ مُقِيمٌ ﴿2﴾ يَا مَنْ هُوَ فِى جَلَالِهِ عَظِيمٌ ﴿3﴾ يَا مَنْ هُوَ فِى سُلْطَانِهِ قَدِيمٌ ﴿4﴾ يَا مَنْ هُوَ عَلٰى عَبْدِهِ رَحِيمٌ ﴿5﴾ يَا مَنْ هُوَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ ﴿6﴾ يَا مَنْ هُوَ لِمَنْ جَفَاهُ حَلِيمٌ ﴿7﴾ يَا مَنْ هُوَ لِمَنْ تَرَجَّاهُ كَرِيمٌ ﴿8﴾ يَا مَنْ هُوَ فِى مَقَادِيرِهِ حَكِيمٌ ﴿9﴾ يَا مَنْ هُوَ فِى حُكْمِهِ لَطِيفٌ ﴿10﴾ يَا مَنْ هُوَ فِى لُطْفِهِ قَدِيرٌ
سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّا ٓ اَنْتَ الْاَمَانَ الْاَمَانَ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ ﴿١٨﴾
Cevşen-ül Kebir’in 18. Bab’ı, Allah’ın azamet ve letafet sıfatlarının mükemmel uyumunu anlatır. O, saltanatında mutlak hakimdir; fakat aynı zamanda kullarına karşı son derece Halîm ve Kerîm’dir. Bu bölüm, kulun ilahi adalete olan güvenini ve O’nun sonsuz rahmetine olan ümidini pekiştirir.
1

Ey mülkünde dâim olan

2

Ey celâlinde azîm olan

3

Ey saltanatında kadîm olan

4

Ey kullarına rahmet eden

5

Ey her şeyi bilen

6

Ey emirlerine uymayana halîm olan

7

Ey kendisine ümit bağlayana kerîm olan

8

Ey ölçülerinde hikmetli olan

9

Ey hükmünde lütuf sahibi olan

10

Ey lütfünde kadîr olan

Bütün kusurlardan münezzehsin, Senden başka ilâh yok. Emân ver bize. Bizi Cehennemden kurtar
19. BAB
﴿1﴾ يَا مَنْ لَا يُرْجىٰٓ اِلَّا فَضْلُهُ ﴿2﴾ يَا مَنْ لَا يُخَافُ اِلَّا عَدْلُهُ ﴿3﴾ يَا مَنْ لَا يُنْتَظَرُ اِلَّا بِرُّهُ ﴿4﴾ يَا مَنْ لَا يُسْئَلُ اِلَّا عَفْوُهُ ﴿5﴾ يَا مَنْ لَا يَدُومُ اِلَّا مُلْكُهُ ﴿6﴾ يَا مَنْ لَا سُلْطَانَ اِلَّا سُلْطَانُهُ ﴿7﴾ يَا مَنْ لَا بُرْهَانَ اِلَّا بُرْهَانُهُ ﴿8﴾ يَا مَنْ وَسِعَتْ كُلَّ شَىْءٍ رَحْمَتُهُ ﴿9﴾ يَا مَنْ سَبَقَتْ رَحْمَتُهُ عَلٰى غَضَبِهِ ﴿10﴾ يَا مَنْ اَحَاطَ بِكُلِّ شَىْءٍ عِلْمُهُ
سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّا ٓ اَنْتَ الْاَمَانَ الْاَمَانَ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ ﴿١٩﴾
Cevşen-ül Kebir’in 19. Bab’ı, kulun Allah’a olan mutlak güvenini ve O’nun rahmetinin kuşatıcılığını ilan eder. "Rahmetim gazabımı geçmiştir" müjdesinin yankılandığı bu bölüm, Allah’ın adaletinden başka korkulacak, lütfundan başka sığınılacak bir kapı olmadığını vurgular. İlahi ilmin ve mülkün sonsuzluğu bu babın temelini oluşturur.
1

Ey fazlından başka bir şey ümit edilmeyen

2

Ey adâletinden başka bir şeyden korkulmayan

3

Ey iyiliğinden başka bir şey beklenmeyen

4

Ey affından başka bir şey istenmeyen

5

Ey mülkünden başkası devam etmeyen

6

Ey saltanatından başka saltanat bulunmayan

7

Ey burhanlarından başka burhan bulunmayan

8

Ey rahmeti her şeyi kuşatmış olan

9

Ey rahmeti gazabını geçmiş olan

10

Ey ilmiyle her şeyi kuşatmış olan

Bütün kusurlardan münezzehsin, Senden başka ilâh yok. Emân ver bize. Bizi Cehennemden kurtar
20. BAB
﴿1﴾ يَا فَارِجَ الْهَمِّ ﴿2﴾ يَا كَاشِفَ الْغَمِّ ﴿3﴾ يَا غَافِرَ الذَّنْبِ ﴿4﴾ يَا قَابِلَ التَّوْبِ ﴿5﴾ يَاخَالِقَ الْخَلْقِ ﴿6﴾ يَا صَادِقَ الْوَعْدِ ﴿7﴾ يَا رَازِقَ الطِّفْلِ ﴿8﴾ يَا مُوفِىَ الْعَهْدِ ﴿9﴾ يَا عَالِمَ السِّرِّ ﴿10﴾ يَا فَالِقَ الْحَبِّ
سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّا ٓ اَنْتَ الْاَمَانَ الْاَمَانَ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ ﴿٢٠﴾
Cevşen-ül Kebir’in 20. Bab’ı, Allah’ın hem ruhî darlıkları gideren hem de maddî ihtiyaçları karşılayan esmalarını bir araya getirir. Gam ve tasayı kaldıran rahmetiyle, tohumu yarıp rızka dönüştüren kudreti arasında kopmaz bir bağ kurar. Bu bölüm, kulun hem tövbe kapısına hem de rızık kapısına aynı güvenle yönelebileceğini müjdeler.
1

Ey tasayı kaldıran

2

Ey gamı gideren

3

Ey günahı affeden

4

Ey tövbeyi kabul eden

5

Ey yaratılmışların yaratıcısı

6

Ey vaadinde sâdık olan

7

Ey yavrulara rızık veren

8

Ey sözünü yerine getiren

9

Ey gizliyi bilen

10

Ey tohumu yarıp sümbüllendiren

Bütün kusurlardan münezzehsin, Senden başka ilâh yok. Emân ver bize. Bizi Cehennemden kurtar