﴿1﴾
يَا نُورَ النُّورِ
﴿2﴾
يَا مُنَوِّرَ النُّورِ
﴿3﴾
يَا مُصَوِّرَ النُّورِ
﴿4﴾
يَا خَالِقَ النُّورِ
﴿5﴾
يَا مُدَبِّرَ النُّورِ
﴿6﴾
يَا مُقَدِّرَ النُّورِ
﴿7﴾
يَا نُورًا قَبْلَ كُلِّ نُورٍ
﴿8﴾
يَا نُورًا بَعْدَ كُلِّ نُورٍ
﴿9﴾
يَا نُورًا فَوْقَ كُلِّ نُورٍ
﴿10﴾
يَا نُورًا لَيْسَ مِثْلَهُ نُورٌ
سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّا ٓ اَنْتَ الْاَمَانَ الْاَمَانَ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ ﴿٤٧﴾
Cevşen-ül Kebir’in 47. Bab’ı, "Nur" hakikatine ayrılmıştır. Maddi ve manevi tüm aydınlıkların kaynağının Allah olduğu; O’nun zamandan ve mekandan münezzeh, her türlü ışığın fevkinde eşsiz bir nur olduğu vurgulanır. Bu bab, ruhun karanlıklardan sıyrılıp ilahi ışığa yönelmesini temsil eder.
1
Ey nurların nuru
2
Ey nurları nurlandıran
3
Ey nurlara sûret ve şekil veren
4
Ey nurları yaratan
5
Ey nurları idâre eden
6
Ey nurları takdir eden
7
Ey bütün nurlardan evvel olan Nur
8
Ey bütün nurlardan sonra da var olan Nur
9
Ey bütün nurların üstünde olan Nur
10
Ey hiçbir nûrun Kendisine benzemediği Nur
Bütün kusurlardan münezzehsin, Senden başka ilâh yok! Emân ver bize. Bizi Cehennemden kurtar